İçeriğe geç
Yaklaşan indirimSıradaki indirim: %10 — bugün 19:00.başlamasına--:--:--kaldıHemen teklif alın →
Müşteri Girişi
Ana Sayfa Haberler Yerelleştirme Nedir? Çeviriyle Arasındaki Fark

Yerelleştirme 18 Haziran 2026

Yerelleştirme Nedir? Çeviriyle Arasındaki Fark

Metin doğru çevrildiği hâlde ürün hedef pazarda bozuk çalışabilir. Çeviri ile yerelleştirmeyi ayıran şey dilsel doğruluk değil, ürünün bütününe bakan iş kalemleridir.

Teklif isteklerinin çoğunda “çeviri” ve “yerelleştirme” aynı anlamda kullanılır. Oysa bunlar farklı iş kalemleridir: farklı ekip, farklı süre ve farklı bütçe isterler. Yerelleştirme nedir sorusunun en kısa cevabı şudur: bir ürünün hedef pazarda orada üretilmiş gibi davranmasını sağlayan işlerin tamamı.

İçindekiler

Aradaki fark akademik değil, ticaridir. Bir yazılımın arayüzünü çevirtip yayına aldığınızda metin doğru, ürün bozuk olabilir: butonlardaki yazı taşar, tarihler ters okunur, arama kutusu Türkçe harfli kelimelerde boş sonuç döner. Bunların hiçbiri çeviri hatası değildir, hiçbiri de çevirmenin sorumluluk alanında değildir.

Aşağıda iki kavramı kapsam, biçim, metin dışı unsurlar, süreç ve maliyet başlıkları altında ayırıyoruz. Sonunda hangi projede hangisinin gerektiğine dair somut bir karar çerçevesi bulacaksınız.

Yerelleştirme nedir, çeviriden nerede ayrılır?

Çeviri, bir metnin anlamını başka bir dile aktarmaktır. Girdi metindir, çıktı metindir. Kalite ölçütü de dilseldir: doğruluk, terim tutarlılığı, akıcılık.

Yerelleştirmede girdi metin değil üründür. Ürünün içinde metin vardır ama yanında arayüz, veri biçimleri, görseller, ses, yasal metinler ve teknik davranış da vardır. Kalite ölçütü dilsel değil işlevseldir: kullanıcı ürünü kendi pazarında sorunsuz kullanabiliyor mu?

Bu yüzden yerelleştirmede “hatasız çeviri” tek başına yeterli bir teslim tanımı değildir. Sektörde bu iş genellikle sayı kısaltmalarıyla anılır: yerelleştirme l10n, uluslararasılaştırma i18n, küreselleştirme g11n. Kısaltmalar kelimenin ilk ve son harfi arasındaki harf sayısından gelir.

Kapsam farkı: metin mi, ürün mü?

Bir sözleşmeyi çevirttiğinizde teslim aldığınız şey belirlidir: aynı belge, başka dilde. Bir mobil uygulamayı yerelleştirdiğinizde teslim aldığınız şey bir dosya değil, çalışan bir sürümdür.

Kapsamı görmek için basit bir sayım yapın: üründe kaç ayrı yerde metin var? Arayüz düğmeleri, hata mesajları, e-posta şablonları, bildirim metinleri, mağaza açıklaması, ekran görüntüleri, yardım merkezi, kullanım koşulları, fatura şablonu. Bunların çoğu farklı dosyalarda, farklı ekiplerin elinde durur.

Yerelleştirme projelerinde gecikmenin en sık nedeni çeviri süresi değildir; bu parçaların toplanamamasıdır. Metin kaynakları dağınıksa proje takvimi çeviri hızına değil, envanter çıkarma hızına bağlanır.

Envanterin ikinci işlevi de kapsamı sözleşmeye bağlamaktır. Hangi metnin çevrileceği baştan yazılmazsa, proje ortasında ortaya çıkan her yeni dosya bir kapsam tartışmasına dönüşür. Deneyimli ekipler bu yüzden ilk teslimden önce tek bir tablo hazırlar: metin nerede duruyor, kim sahibi, hangi biçimde dışa aktarılıyor, ne sıklıkla değişiyor.

Biçim katmanı: tarih, sayı, para birimi

Yerelleştirmenin en görünmez ama en çok hata üreten katmanı biçimlendirmedir. Aynı veri, farklı yerel ayarlarda farklı yazılır ve yanlış yazıldığında kullanıcı bunu hata olarak değil, güvenilmezlik olarak okur.

UnsurTürkiye kullanımıSık yapılan hata
Tarih21.07.2026 (gg.aa.yyyy)Ay ve günün yer değiştirmesi
Ondalık ayırıcıVirgül: 1.250,50Nokta ile virgülün ters kullanımı
Para birimiTutardan sonra: 1.250,00 ₺Simgenin başa alınması
Saat24 saatlik: 14:30ÖÖ/ÖS biçiminin zorlanması
AdresMahalle, cadde, no, ilçe/ilEyalet alanının zorunlu tutulması

Bu ayarların büyük bölümü çeviri değil yazılım işidir; ancak yerelleştirme sürecinde tespit edilir. Çevirmen “1.250,50” yazsa bile arayüz sayıyı kendi biçimiyle üretiyorsa metindeki düzeltme ekrana yansımaz.

Aynı kategoride sayılması gereken başka alanlar da vardır: ölçü birimleri, kâğıt boyutu, telefon numarası biçimi, haftanın ilk günü ve sıralama kuralları. Bunların her biri tek başına küçük bir ayrıntıdır; ancak faturada, raporda ya da takvim ekranında yanlış göründüğünde kullanıcı ürünün kendi pazarı için düşünülmediğini hemen fark eder.

Metin dışı unsurlar: görsel, renk, form

Ürünlerde anlamı taşıyan tek şey metin değildir. Görsellerin içine gömülü yazılar, simgeler, renk kodları ve form alanları da pazara göre değişir.

En sık karşılaşılan üç durum şudur. Birincisi, üzerinde yazı olan görseller: çeviri belleğine girmez, ayrı bir düzenleme kalemidir. İkincisi, form alanları: posta kodu, eyalet, ikinci soyadı gibi alanlar Türkiye için ya kaldırılır ya zorunluluktan çıkarılır. Üçüncüsü, örnek veriler: demo ekranlarındaki isimler, telefon numaraları ve para birimleri yerel karşılıklarıyla değiştirilmezse ürün yabancı görünmeye devam eder.

Bu kalemler tek tek küçük, toplamda büyüktür. Bir yerelleştirme teklifinde görsel düzenleme ve form uyarlaması ayrı satır olarak görünmüyorsa, o iş büyük olasılıkla kapsam dışıdır.

Süreç ve maliyet farkı

Çeviri projesi doğrusaldır: dosya gelir, çevrilir, revize edilir, teslim edilir. Yerelleştirme projesi döngüseldir: dizeler çıkarılır, çevrilir, ürüne geri yüklenir, çalışan sürümde test edilir, bulunan sorunlar düzeltilir.

Bu döngü maliyeti belirler. Yerelleştirmede fiyatı yükselten şey kelime başı ücret değil, çeviri dışındaki kalemlerdir: dosya hazırlığı, biçim dönüşümü, ekran üzerinde dilsel test ve düzeltme turları. Kaynak dosyalar düzgün hazırlanmışsa bu kalemler küçülür; hazırlanmamışsa çeviri bedelini geçebilir.

Bir de tekrar avantajı vardır. Çeviri belleği kullanıldığında yeni sürümlerde yalnızca değişen dizeler ücretlendirilir. Sektör verilerinde çeviri işlerinde tamamen yeni kelime oranı şirketlerde %59,38, serbest çevirmenlerde %59,11 ölçülmüştür; yani metnin yaklaşık %40’ı yeniden kullanılabilir niteliktedir (DePalma 2012). Sürüm sürüm ilerleyen ürünlerde bu oran daha da lehinize çalışır.

Yerelleştirme kalitesi nasıl ölçülür?

Çeviri kalitesi metin üzerinde ölçülür: terim tutarlılığı, dilbilgisi, kaynağa sadakat. Yerelleştirmede bu ölçütler tek başına yetmez, çünkü hataların önemli bölümü metinde değil ekranda ortaya çıkar.

Bu nedenle olgun projelerde üç ayrı kontrol yürütülür. Birincisi dilsel kontroldür ve dosya üzerinde yapılır. İkincisi ekran üzerinde dilsel testtir; çalışan ürün üzerinde yürütülür ve taşan düğmeleri, kesilen başlıkları, yanlış bağlamda kullanılmış kelimeleri yakalar. Üçüncüsü işlevsel testtir ve dille değil davranışla ilgilenir: Türkçe harf içeren bir kullanıcı adıyla kayıt olunabiliyor mu, arama kutusu “şirket” kelimesinde sonuç döndürüyor mu, fatura çıktısında harfler doğru basılıyor mu?

Teklif alırken bu üç kontrolün hangilerinin dahil olduğunu sormak, kapsamı anlamanın en hızlı yoludur. Yalnızca birincisini içeren bir teklif, adı ne olursa olsun bir çeviri teklifidir.

Kalite tanımının sözleşmede ölçülebilir yazılması da önemlidir. “Hatasız çeviri” ifadesi ölçülemez; buna karşılık “teslimden sonra 30 gün içinde bildirilen dilsel hataların ücretsiz düzeltilmesi” ölçülebilir bir taahhüttür. Yerelleştirme sözleşmelerinde kalite maddesinin bu ikinci biçimde yazılması, sonradan çıkan tartışmaların çoğunu baştan kapatır.

Hangi projede hangisi gerekir?

Karar için tek soru yeterlidir: kullanıcı bu içerikle etkileşime giriyor mu, yoksa yalnızca okuyor mu? Okuyorsa çeviri yeter. Tıklıyor, veri giriyor, ödeme yapıyorsa yerelleştirme gerekir.

  1. İçeriğin türünü belirleyin: statik belge mi, çalışan ürün mü?
  2. Metnin nerede durduğunu çıkarın: dosya, veritabanı, kod içi, görsel içi.
  3. Biçim bağımlı alanları listeleyin: tarih, para, ölçü birimi, adres.
  4. Test yükünü tahmin edin: kaç ekran, kaç akış gözden geçirilecek?
  5. Güncelleme sıklığına karar verin: tek seferlik mi, sürümlü mü?

Beş maddenin cevabı teklifin kapsamını da belirler. Aynı ürün için alınan iki teklif arasındaki büyük farklar genellikle fiyat politikasından değil, bu maddelerin bir tekliften çıkarılmış olmasından kaynaklanır. Karşılaştırma yaparken fiyat sayfamızdaki kalem tanımlarını ölçüt olarak kullanabilirsiniz.

Türkiye bağlamı

Türkçe, yerelleştirmede kendine özgü bir yük çıkarır. Sondan eklemeli bir dil olduğu için tek bir kelime, İngilizcede birkaç kelimeyle kurulan yapıyı karşılayabilir; buna karşılık ekler uzadıkça kelime boyu büyür. Sonuç, arayüz metinlerinde öngörülemeyen bir uzama-kısalma dalgalanmasıdır: bir düğme metni kısalırken hemen yanındaki uyarı metni taşabilir. Bu yüzden Türkçe arayüzlerde tasarımın sabit genişlikli değil, esneyebilir kurgulanması gerekir.

İkinci özgüllük harflerdedir. ç, ğ, ı, İ, ö, ş, ü karakterleri eski kodlamalarda taşınmaz; ISO-8859-9 döneminden kalma sistemlerle UTF-8 arasında geçiş yapılırken bozuk karakter sorunu çıkar. Ayrıca büyük-küçük harf dönüşümü Türkçede özeldir: noktasız “ı” ile noktalı “i” ayrımı, yerel ayar bilinmeden yapılan dönüşümlerde arama ve giriş hatalarına yol açar.

Üçüncüsü ticari alandır. Türkiye’de tüketiciye yönelik dijital ürünlerde mesafeli satış sözleşmesi, ön bilgilendirme formu ve iade koşullarının Türkçe sunulması beklenir. Bunlar çeviri değil, yerel mevzuata uyarlama işidir ve genellikle hukuk desteğiyle yürütülür.

Bu sizin için ne anlama geliyor?

Eğer Türkiye pazarına bir ürün açıyorsanız, alacağınız teklifi “kelime başı fiyat” üzerinden karşılaştırmak sizi yanıltır. Karşılaştırmanız gereken şey kapsamdır.

  1. Teklif isterken ürünün türünü ve teknoloji yığınını yazın; yalnızca kelime sayısı vermeyin.
  2. Dizelerin dışa aktarılabilir olup olmadığını geliştiricinize sorun; cevap “hayır” ise önce uluslararasılaştırma planlayın.
  3. Görsel içi metinlerin ve form alanlarının kapsamda olup olmadığını yazılı teyit edin.
  4. Dilsel testi ayrı bir kalem olarak isteyin ve kaç düzeltme turu içerdiğini netleştirin.
  5. Güncellemeler için çeviri belleğinin size teslim edilmesini sözleşmeye yazdırın.

Bu beş maddeyi netleştirdiğinizde teklifler karşılaştırılabilir hâle gelir ve sürpriz ek fatura riski büyük ölçüde ortadan kalkar. Projenizin hangi kategoriye girdiğinden emin değilseniz, ürününüzü kısaca anlatın; kapsamı birlikte çıkaralım. Teklif formundan başlayabilir ya da hizmet kapsamlarımızı inceleyebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Yerelleştirme çeviriden ne kadar pahalıdır?

Tek başına metin çevirisiyle karşılaştırıldığında yerelleştirmede ek kalemler doğar: dize çıkarma, arayüz uyarlama, biçim ayarları, görsel düzenleme ve dilsel test. Fiyat farkı ürünün teknik hazırlık düzeyine bağlıdır; kaynak dosya düzenliyse fark küçülür.

Sadece çeviri yaptırsam yeterli olur mu?

Metin dışında hiçbir unsuru olmayan içeriklerde yeterlidir: sözleşme, rapor, makale. Kullanıcının etkileşime girdiği her üründe (yazılım, web sitesi, uygulama, oyun) çeviri tek başına eksik kalır.

Yerelleştirmeyi kim yapar, çevirmen mi?

Dilsel kısmı çevirmen yapar. Dize çıkarma, biçim ayarları ve test kısmı geliştirici ve yerelleştirme mühendisiyle ortak yürütülür. Tek kişilik bir iş değildir.

Yerelleştirme projesine ne zaman başlanmalı?

Ürün geliştirme sırasında. Yayına hazır bir ürünü sonradan yerelleştirmek, aynı işi baştan yapmaya yakın maliyet çıkarır çünkü metinler koda gömülmüş olur.

Kaynaklar

  • Pietrzak, P. & Kornacki, M. (2021). Using CAT Tools in Freelance Translation. Routledge, s. 12–18.
  • Esselink, B. (2000). A Practical Guide to Localization. John Benjamins, s. 1–10.
  • DePalma, D. (2012). Translation Productivity Benchmarks. Common Sense Advisory (2012 verisi).
  • W3C Internationalization: Localization vs. Internationalization (W3C i18n Q&A).
Paylaş

Belgeniz hazır mı? Dakikalar içinde fiyatını görün

Anında Fiyat Al
2 dakikada fiyatınızı görün Anında Fiyat Al
WhatsApp ile yazın