İçeriğe geç
Yaklaşan indirimSıradaki indirim: %10 — bugün 19:00.başlamasına--:--:--kaldıHemen teklif alın →
Müşteri Girişi
Ana Sayfa Haberler Yerelleştirme Düzeyi Nedir? Neyin Çevrileceğine Nasıl Karar Verilir?

Yerelleştirme 28 Mayıs 2026

Yerelleştirme Düzeyi Nedir? Neyin Çevrileceğine Nasıl Karar Verilir?

Her dijital ürün baştan sona yerelleştirilmez. Kapsamı belirleyen teknik, geliştirme ve ekonomik kısıtları, katman katman karar verme yöntemini ve kısmi yerelleştirmenin risklerini ele alıyoruz.

Bir web sitesini veya uygulamayı “çevirmek” tek bir iş gibi görünür. Uygulamada ise hemen her projede aynı soru çıkar karşımıza: neyin çevrileceği. Ana sayfa mı, tüm sayfalar mı? Arayüz düğmeleri mi, yoksa yardım belgeleri de mi? Hata mesajları buna dahil mi?

İçindekiler

Sektör bu sorunun cevabına yerelleştirme düzeyi diyor. Kaynak kitabın tanımıyla bu kavram, bütün bir dijital metnin ne ölçüde yerelleştirildiğini ifade eder ve büyük ölçüde kısıtlar tarafından belirlenir (Jiménez-Crespo 2024, s. 18). Yani teknik değil, stratejik bir karardır.

Bu yazıda düzey kavramının ne anlama geldiğini, hangi kısıtların kapsamı daralttığını, hangi katmanların önce hangilerinin sonra geldiğini ve kısmi yerelleştirmenin kullanıcı tarafında ne gibi sonuçlar doğurduğunu ele alıyoruz. Amaç, teklif almadan önce kapsamı kendi elinizle çizebilmeniz.

Yerelleştirme düzeyi nedir?

Yerelleştirme düzeyi, bir dijital ürünün ne kadarının hedef locale için hazırlandığını gösteren ölçüdür. Kitabın verdiği iki örnek konuyu netleştirir. Bir yazılım yerelleştirme projesi yalnızca kullanıcı arayüzüne odaklanıp yardım sayfalarını kaynak dilde bırakabilir. Bir web yerelleştirmesi yalnızca ana sayfa ile iletişim sayfasını kapsayabilir, sitenin geri kalanı yerelleştirilmemiş kalır (Jiménez-Crespo 2024, s. 18).

Dikkat edilirse burada bir kalite sorunu tarif edilmiyor. Kısmen yerelleştirilmiş bir ürün, çevrilmiş kısımları itibarıyla kusursuz olabilir. Düzey, çevirinin ne kadar iyi yapıldığını değil, ne kadarının yapıldığını anlatır. Bu iki ölçütü karıştırmak, teklif değerlendirmelerinde en sık yapılan hatalardan biridir.

Düzey kavramı ayrıca zamanla değişebilen bir büyüklüktür. Bir ürün önce dar bir kapsamla açılıp, talep göründükçe kapsamı genişletilebilir. Olgun ekipler kapsamı sabit bir karar değil, ölçüme bağlı bir değişken olarak yönetir.

Kapsamı belirleyen üç kısıt kümesi

Kaynak kitap yerelleştirmeyi, hedef kitlenin beklentileri tarafından yönlendirilen ve teknolojik, geliştirmeye bağlı ve ekonomik etkenlerce sınırlanan bir süreç olarak tanımlar; ekonomik etkenler arasında yatırım getirisi özellikle vurgulanır (Jiménez-Crespo 2024, s. 17-18). Bu üçlü, kapsam tartışmasının çerçevesini kurar.

Teknolojik kısıtlar en somut olanlardır. Metin koda gömülüyse, bir içerik türü kaynak dosyalara ayrılamıyorsa ya da sistem belirli bir yazı sistemini desteklemiyorsa kapsam kendiliğinden daralır. Bu tür engeller çeviri bütçesiyle değil, geliştirme takvimiyle çözülür.

Geliştirmeye bağlı kısıtlar ise sürüm temposuyla ilgilidir. İki haftada bir güncellenen bir üründe her katmanı her sürümde yerelleştirmek, ekip için sürdürülebilir olmayabilir. Ekonomik kısıtlar da bunun üzerine biner: hedef bölgeden beklenen gelir, o bölgeye ayrılacak kapsamı doğrudan belirler.

Ekran alanı: görünmeyen ama bağlayıcı sınır

Yerelleştirmeyi basılı çeviriden ayıran en somut kısıtlardan biri uzamsal sınırdır. Kaynak kitabın belirttiği gibi yerelleştirme, dijital metnin gösterildiği etkileşimli ekranın boyutuyla sınırlıdır (Jiménez-Crespo 2024, s. 18). Bir düğme etiketinin uzunluğu bir üslup tercihi değil, teknik bir kısıttır.

Bu sorunla başa çıkmak için ekran alanına odaklanan görsel araçlar geliştirilmiştir. Kitap Alchemy Catalyst ve Passolo’yu, ayrıca bazı bulut tabanlı çözümleri örnek verir. Bu araçlar yerelleştirmecinin sonucu doğrudan gördüğü ortamlarda çalışmasını sağlar; böylece tüm öğelerin ekran alanına sığdığı çeviri sırasında denetlenebilir.

Uzamsal kısıt kapsam kararını da etkiler. Ekran alanı dar olan mobil arayüzlerde uzun açıklama metinleri yerine kısa etiketler tercih edilir; ayrıntılı bilgi ise yardım katmanına taşınır. Bu durumda yardım katmanının yerelleştirilip yerelleştirilmeyeceği daha kritik hale gelir.

Katmanlar: hangisi önce gelir?

Kapsam kararını yönetilebilir kılmanın en pratik yolu, ürünü katmanlara ayırmaktır. Her katmanın kullanıcı üzerindeki etkisi ve yerelleştirme maliyeti farklıdır. Aşağıdaki tablo tipik bir öncelik sıralamasını gösteriyor; sıralama sektöre ve ürüne göre değişebilir.

KatmanÖrnek içerikYerelleştirilmezse etkisiTipik öncelik
Kullanıcı arayüzüMenüler, düğmeler, form etiketleriÜrün kullanılamaz hale gelirÇok yüksek
İşlem akışlarıÖdeme, kayıt, iptal adımlarıDönüşüm düşer, güven kaybolurÇok yüksek
Hata ve sistem mesajlarıUyarılar, doğrulama metinleriKullanıcı takıldığı yerde kalırYüksek
Yardım ve belgelerSık sorulanlar, kılavuzlarDestek yükü artarOrta
Pazarlama içeriğiKampanya sayfaları, blogErişim ve görünürlük sınırlanırDeğişken
Hukuki metinlerKullanım koşulları, gizlilikUyum riski doğabilirMevzuata bağlı

Tablodaki sıralama mutlak değildir. Düzenlemeye tabi bir sektörde hukuki metinler en üste çıkabilir; içerik pazarlamasıyla büyüyen bir üründe blog katmanı arayüzle eşit önceliğe sahip olabilir. Önemli olan sıralamanın bilinçli yapılmasıdır.

Kısmi yerelleştirme kullanıcı tarafında ne yapar?

Yerelleştirilmemiş katmanla karşılaşan kullanıcı iki tepkiden birini verir: ya kaynak dilde devam eder ya da o noktada süreci bırakır. Hangi tepkinin baskın olacağı, kullanıcının kaynak dile hâkimiyetine ve o katmanın kritikliğine bağlıdır.

Risk, dil bilgisi eksikliğinden çok güven algısıyla ilgilidir. Türkçe bir arayüzde ilerlerken ödeme adımında İngilizce bir metinle karşılaşmak, kullanıcıda “bu bölüm bana yönelik hazırlanmamış” izlenimi bırakır. Bu izlenim, çevirinin kalitesinden bağımsız olarak dönüşümü düşürebilir.

Bu nedenle kapsam kararını sayfa sayısına göre değil, kullanıcı yolculuğuna göre vermek daha güvenlidir. Bir kullanıcının ürüne girişten işlemi tamamlamaya kadar izlediği yol baştan sona aynı dilde olmalıdır; ikincil içerik daha sonra eklenebilir.

Dijital metinlerin etkileşimli olması bu riski büyütür. Kullanıcılar metni baştan sona okumaz; kendi yollarını çizer ve ekranda gezinir. Dolayısıyla yerelleştirilmemiş bir katmana hangi noktada ve hangi sırayla rastlanacağını önceden kestirmek zordur. Kapsam listesi hazırlanırken bu öngörülemezliği hesaba katmak gerekir.

Düzey kararını kim verir?

Kapsam kararı tek bir kişinin işi değildir. Ürün ekibi neyin teknik olarak ayrılabilir olduğunu, pazarlama tarafı hangi içeriğin getiri sağladığını, hukuk birimi hangi metinlerin zorunlu olduğunu bilir. Yerelleştirme sağlayıcısı ise her katmanın maliyet ve süre karşılığını verir.

Kitabın vurguladığı gibi yerelleştirme, farklı aktörlerin esnek biçimde iş birliği yaptığı meslekler arası bir döngüdür. Kapsam kararı da bu döngünün ilk ortak kararıdır. Tek taraflı alındığında, eksik kalan katman genellikle en geç fark edilen katman olur.

Pratik bir yöntem, kapsamı yazılı bir listeye dökmek ve her satırın karşısına sorumlu birimi yazmaktır. Bu liste hem teklif almayı kolaylaştırır hem de proje ortasında çıkan “bu da dahil miydi?” tartışmalarını önler.

Düzeyi zamanla nasıl yükseltirsiniz?

Kapsamı dar başlatmak bir eksiklik değil, ölçülebilir bir başlangıçtır; yeter ki genişleme planı baştan kurulsun. Bunun için önce yerelleştirilen katmanların kullanım verisi izlenir. Hangi sayfada hedef dildeki kullanıcıların yoğunlaştığı, hangi noktada süreci bıraktığı, bir sonraki katmanın hangisi olacağını gösterir.

İkinci koşul teknik hazırlıktır. Sonradan eklenecek katmanların kaynak dosyalara ayrılmış olması, genişlemeyi çeviri işine indirger. Bu ayrım yapılmamışsa her genişleme adımı yeniden geliştirme gerektirir ve kapsam artışı beklenenden pahalıya mal olur.

Üçüncüsü tutarlılıktır. Kapsam genişledikçe önceki katmanlarla terim ve üslup birliği korunmalıdır. Çeviri belleği ve terim veritabanı ilk aşamadan itibaren kurulmuşsa bu birlik kendiliğinden sağlanır; kurulmamışsa ikinci aşamada baştan uyum çalışması gerekir.

Türkiye bağlamı

Türkiye pazarına açılan yabancı ürünlerde en sık görülen tablo, arayüzün Türkçe olup destek belgelerinin İngilizce kalmasıdır. Kullanıcı bir sorunla karşılaştığında dil değiştirmek zorunda kalır ve destek talebi doğrudan çağrı merkezine yönelir. Bu, yerelleştirme bütçesinden yapılan tasarrufun destek maliyetine kaymasıdır.

Hukuki katmanda ise durum daha bağlayıcıdır. Türkiye’de tüketiciye sunulan mesafeli satış sözleşmeleri, ön bilgilendirme formları ve aydınlatma metinleri Türkçe hazırlanır. Kişisel veri işleme faaliyetlerinde KVKK kapsamındaki aydınlatma yükümlülüğü de Türkçe metin gerektirir. Bu katmanı kapsam dışı bırakmak bir tercih değildir.

Üçüncü nokta dilin yapısıyla ilgilidir. Türkçenin sondan eklemeli yapısı, arayüz etiketlerini İngilizce kaynağa göre uzatma eğilimindedir. Kapsam dar tutulup yalnızca arayüz yerelleştirildiğinde bile ekran testi ayrı bir kalem olarak planlanmalıdır.

Bu sizin için ne anlama geliyor?

Yerelleştirme düzeyini önceden belirlemek, teklif karşılaştırmasını anlamlı kılar. Aynı ürün için gelen iki teklif arasındaki farkın büyük kısmı genellikle fiyat politikasından değil, varsayılan kapsam farkından doğar. Kapsamı siz tanımlarsanız karşılaştırma adil olur.

  1. Ürününüzü katmanlara ayırın ve her katman için kelime hacmini ayrı çıkarın.
  2. Kullanıcı yolculuğunda kesintiye uğramaması gereken adımları işaretleyin.
  3. Mevzuat gereği Türkçe olması gereken metinleri ayrı bir başlıkta toplayın.
  4. Kapsam dışı bırakılan katmanlar için gözden geçirme tarihi belirleyin.
  5. Ekran testini çeviri kaleminden ayrı bütçeleyin.

Bu beş adım, kapsamı bir belge haline getirir. Katmanlara göre hazırlanmış hizmet tanımlarımızı hizmetler sayfamızda bulabilir, kendi kapsam listenizle teklif formumuz üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş değildir.

Sık sorulan sorular

Yerelleştirme düzeyi ne demektir?

Yerelleştirme düzeyi, bütün bir dijital metnin ne kadarının yerelleştirildiğini gösterir. Bir yazılım projesinde yalnızca kullanıcı arayüzü hedef dile aktarılıp yardım sayfaları kaynak dilde bırakılabilir. Bir web projesinde yalnızca ana sayfa ile iletişim sayfası yerelleştirilip sitenin geri kalanı kaynak dilde kalabilir.

Kapsamı hangi etkenler belirler?

Üç grup kısıt belirleyicidir: teknolojik kısıtlar, geliştirmeye bağlı kısıtlar ve yatırım getirisi başta olmak üzere ekonomik kısıtlar. Bunlara ekran alanı gibi uzamsal sınırlar ve hedef kitlenin beklentileri eklenir. Kapsam kararı bu etkenlerin bileşkesidir; tek başına dilsel bir karar değildir.

Ekran alanı kısıtı ne anlama gelir?

Yerelleştirme, dijital metnin gösterildiği etkileşimli ekranın boyutuyla sınırlıdır. Çeviri kaynak metinden uzun çıktığında düğme veya menüde taşma olur. Sektörde Alchemy Catalyst ve Passolo gibi görsel araçlar ile bazı bulut çözümleri, yerelleştirmecinin sonucu gördüğü ortamlarda çalışmasına ve öğelerin ekrana sığmasını denetlemesine imkân verir.

Kısmi yerelleştirme zarar verir mi?

Duruma bağlıdır. Kullanıcı kaynak dile hâkimse ve yerelleştirilmeyen katman ikincil bilgi içeriyorsa etkisi sınırlı kalır. Ancak satın alma, ödeme, gizlilik ve iptal gibi kritik akışlar kaynak dilde bırakılırsa hem güven kaybı hem de anlaşılmama riski doğar. Kapsam kararı bu akışlar önceliklendirilerek verilmelidir.

Kaynaklar

  • Jiménez-Crespo, M. A. (2024). Localization in Translation. Routledge, s. 17-18.
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği, ön bilgilendirme yükümlülükleri.
  • Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (6698 sayılı), aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin hükümler.
Paylaş

Belgeniz hazır mı? Dakikalar içinde fiyatını görün

Anında Fiyat Al
2 dakikada fiyatınızı görün Anında Fiyat Al
WhatsApp ile yazın