İçeriğe geç
Yaklaşan indirimSıradaki indirim: %10 — bugün 19:00.başlamasına--:--:--kaldıHemen teklif alın →
Müşteri Girişi
Ana Sayfa Haberler LISA QA Modeli: Yerelleştirme Kalitesini Puanlayan İlk Standart

Yerelleştirme 9 Mart 2026

LISA QA Modeli: Yerelleştirme Kalitesini Puanlayan İlk Standart

Yerelleştirme kalitesini ilk kez standart bir puanla ölçen LISA QA modeli, bugünkü hata tabanlı denetimin atasıdır. Kategorilerini, ağırlıklarını ve mirasını inceliyoruz.

Bir çevirinin "iyi" olduğunu söylemek kolaydır; bunu ölçülebilir bir puana dönüştürmek zordur. Sektörde bu ölçümü ilk kez standart bir çerçeveye oturtan araç LISA QA modeli oldu. Artık faaliyette olmayan LISA kuruluşunun yayımladığı bu model, yerelleştirme kalitesini hataları sayıp ağırlıklandırarak ölçen ilk yaygın standarttı ve bugünkü denetim anlayışının temelini attı.

İçindekiler

Bu yazıda LISA QA modelinin nasıl çalıştığını, hangi hata kategorilerini kapsadığını, kritik-majör-minör ağırlıklandırmasının ne anlama geldiğini ve neden hâlâ önemli olduğunu ele alıyoruz. Model tarihe karışmış olsa da mantığı, bugün kullanılan MQM-DQF gibi çerçevelerin içinde yaşamaya devam ediyor. Bu yüzden onu anlamak, güncel kalite denetimini anlamanın da anahtarıdır.

LISA QA modeli nedir?

LISA QA modeli, sektördeki ilk standart yerelleştirme kalite analizi hata modeliydi. Veritabanı temelli, entegre ve özelleştirilebilir bir uygulamaydı. Hata tabanlı bir sistemdi: önceden tanımlı ama açık bir hata tipolojisiyle dil, biçimlendirme ve işlevsellik hatalarını kapsıyordu. Her hata türüne bir ceza puanı atanır, toplam puan belirli bir eşikle karşılaştırılırdı.

Modelin gücü, esnekliğindeydi. Değerlendiriciler her proje ya da çeviri türü için izin verilen minör, majör ve kritik hata sayısına bir eşik belirleyebiliyordu. Bu, kalitenin mutlak değil, bağlama bağlı bir kavram olarak ele alındığı anlamına gelir. Bir sosyal medya gönderisiyle bir hukuki metin, aynı katılıkta denetlenmek zorunda değildi.

Veritabanı temelli olması da önemliydi. Bulunan her hata kaydediliyor, kategorisi ve ciddiyetiyle birlikte saklanıyordu. Bu kayıtlar yalnızca o metnin kabul edilip edilmeyeceğini belirlemekle kalmıyor, gelecekteki projeler için de bir öğrenme kaynağı oluşturuyordu. Hangi hata türünün sık tekrarlandığını görmek, ekibin süreçteki zayıf noktaları düzeltmesini sağlıyordu. Böylece denetim, yalnızca bir geçme-kalma kapısı değil, sürekli iyileşmenin bir aracı hâline geliyordu.

Neden bir modele ihtiyaç vardı?

Kalite, çeviri çalışmalarında herkesin farklı tanımladığı bulanık bir kavramdır. House'un ifadesiyle, bir çevirinin kalitesini değerlendirmek bir çeviri kuramını varsayar; farklı kuramlar farklı kalite anlayışlarına yol açar. Sektörün ise ortak, tekrarlanabilir ve karşılaştırılabilir bir ölçüye ihtiyacı vardı. LISA QA modeli bu boşluğu doldurdu.

Model, öznel "beğendim-beğenmedim" yargısını nesnel bir sürece dönüştürdü. Değerlendirici, metni okurken hataları işaretliyor, sistem bunları sayıyor ve ağırlıklandırıyordu. Böylece iki farklı denetçi, aynı metin için birbirine yakın sonuçlar üretebiliyordu. Bu tekrarlanabilirlik, kurumsal müşterilerin kaliteyi bir sözleşme koşuluna bağlamasını mümkün kıldı.

Bu ihtiyaç, sektörün ölçek ve karmaşıklık kazanmasıyla arttı. Onlarca dile aynı anda taşınan bir ürünün her sürümünü aynı ölçütle değerlendirmek, ortak bir çerçeve olmadan imkânsızdı. Farklı denetçilerin farklı ülkelerde, farklı beklentilerle çalıştığı bir ortamda, herkesin aynı hatayı aynı biçimde adlandırması gerekiyordu. LISA QA modeli, bu ortak dili kurarak dağınık uygulamayı tek bir çerçevede topladı.

Hata kategorileri: dil, biçim, işlev

LISA QA modelinin tipolojisi üç geniş alanı kapsıyordu. Dil hataları, çeviri ve ifadeyle ilgili sorunları içeriyordu: yanlış terim, tutarsız terminoloji, dilbilgisi ve üslup kusurları. Biçimlendirme hataları, metnin görünümüyle ilgiliydi: yanlış büyük harf, bozuk boşluk, hatalı sayı ya da para birimi biçimi. İşlevsellik hataları ise ürünün çalışmasını etkileyen teknik sorunlardı.

Bu üçlü ayrım, bugünkü çerçevelerde de yankılanır. İşlevsellik hataları genellikle en ciddi olanlardır; çünkü bir bağlantının kırılması ya da bir kodun bozulması, kullanıcının ürünle etkileşimini tümüyle engelleyebilir. Dil hataları ise kullanıcı tarafından fark edilse bile ürünü kullanılamaz hâle getirmez. Ciddiyet farkı, ağırlıklandırmanın neden gerekli olduğunu gösterir.

Kategorilerin açık ve özelleştirilebilir olması, modelin farklı yerelleştirme türlerine uyum sağlamasını mümkün kılıyordu. Bir yazılım projesinde biçimlendirme ve işlevsellik hataları öne çıkarken, bir pazarlama metninde üslup ve terim tutarlılığı daha ağır basabiliyordu. Değerlendiriciler, projenin ihtiyacına göre hangi kategorilere odaklanacaklarını seçebiliyordu. Bu uyarlanabilirlik, modeli tek bir içerik türüne mahkûm olmaktan kurtarıyordu.

Ağırlıklandırma: kritik, majör, minör

Modelin kalbi, hataların ciddiyetine göre puanlanmasıydı. Her hata türüne şu cezalar atanıyordu: kritik hata 10 puan, majör hata 5 puan, minör hata 1 puan. Bir hatanın sayısı kadar ağırlığı da önemliydi. Yüz küçük hata ile üç kritik hata, çok farklı sonuçlar doğurabilirdi. Bu yaklaşım, yalnızca hata saymanın yeterli olmadığını kabul ediyordu.

Ağırlıklandırmanın altında yatan fikir, hataların eşit olmadığıdır. Bir kelimede eksik kalan bir aksan işareti ile kullanıcıyı yanlış yönlendiren bir talimat aynı torbaya konamaz. Kritik hatalar ürünü amacına uygunluktan çıkarabilir, hatta hukuki sonuç doğurabilir; minör hatalar ise ortalama kullanıcı tarafından fark bile edilmeyebilir. Puanlar, bu gerçeği sayısal bir dile çevirir ve önceliklerin doğru kurulmasını sağlar.

Bu mantık daha sonra gelen modellerde de sürdü; yalnızca puanlar değişti. Aşağıdaki tablo, LISA QA modelinin ceza puanlarıyla bugünkü MQM ölçütünün varsayılan puanlarını karşılaştırıyor. Görüldüğü gibi ilke aynı, ölçek farklıdır.

Ciddiyet düzeyiLISA QA puanıMQM varsayılan puanı
Kritik10100
Majör510
Minör11
Nötr—0

Eşik değeri ve yayınlanamaz kararı

Ağırlıklandırılmış hata puanları toplanır ve önceden belirlenmiş bir eşikle karşılaştırılırdı. Toplam puan eşiği aşarsa, yerelleştirilmiş metin "yayınlanamaz" sayılırdı. Bu eşik, projenin ya da içerik türünün kritikliğine göre değişebiliyordu. Böylece bir metnin kabul edilip edilmeyeceği, kişisel bir yargıya değil, açık bir sayısal kurala bağlanıyordu.

Eşik mantığı, "amaca uygun kalite" anlayışıyla da örtüşür. Mutlak kusursuzluk hedeflenmez; belirli bir eşik altında kalan, kabul edilebilir sayılan bir kalite düzeyi hedeflenir. Bu pragmatik yaklaşım, sınırlı bütçe ve zamanla çalışan sektörün gerçeğine uygundu ve bugün de geçerlidir.

Eşiğin nerede çizileceği, içeriğin kritikliğine bağlıdır. Bir insanın hayatını etkileyebilecek bir talimatta ya da hukuki sonuç doğurabilecek bir metinde eşik çok düşük tutulur; kısa ömürlü bir tanıtım metninde ise daha esnek olabilir. Bu esneklik keyfî değildir: içerik türü, hedef kitle ve metnin ömrü gibi ölçütlerle gerekçelendirilir. Eşik kararını açıkça belgelemek, hem müşteriyle hem ekiple aynı beklentiyi paylaşmayı sağlar.

LISA'dan bugüne kalan miras

LISA kuruluşu kapandı, ancak modelin fikri yaşadı. Bugünün en yaygın standardı olan MQM-DQF çerçevesi, TAUS'un Dinamik Kalite Çerçevesi ile Çok Boyutlu Kalite Ölçümleri'nin birleşmesinden doğdu ve LISA QA modelinin hata tabanlı yaklaşımını miras aldı. Bir modeli benimsemek isteyen bir ekip şu adımları izleyebilir:

  1. İçerik türüne uygun bir hata tipolojisi seçmek.
  2. Her hata türü için ciddiyet ve ağırlık tanımlamak.
  3. Proje için kabul edilebilir bir eşik belirlemek.
  4. Denetim sonuçlarını gelecekteki projeler için saklamak.

Modern çerçevelerin farkı, araçlara eklenti olarak entegre olabilmeleri ve çok daha ayrıntılı bir sorun listesi sunmalarıdır. Yine de temel adımlar, LISA'nın onlarca yıl önce kurduğu iskeleti izler.

Modelin sınırları ve holistik değerlendirme

Hata tabanlı modeller güçlüdür ama her şeyi ölçemez. Bir metin, tek tek hataların toplamından ibaret değildir; genel akıcılığı, tutarlılığı ve amaca uygunluğu da önemlidir. Bu yüzden bazı değerlendirmeler "holistik" ölçütler kullanır: metne 0'dan 5'e bir bütünsel puan verilir. Bu yöntem, yalnızca hata saymaktan daha hızlı ve daha bütünsel bir yargı sunar, ancak sektörde daha az yaygındır.

LISA QA modelinin bir başka sınırı, işlevsel yönlere fazla, dilsel inceliklere az odaklanma eğilimidir. Dunne'un işaret ettiği gibi, yazılımın işlevsel yanları nesnel olarak ölçülebildiği için insanlar yerelleştirmeyi bir üretim süreci gibi görmeye eğilimlidir; oysa dilsel kalite çoğu zaman özneldir. İyi bir denetim, sayısal katılığı bu öznel yargıyla dengelemek zorundadır. Model bir araçtır, değerlendirenin yargısının yerini almaz.

Türkiye bağlamı

Türkiye'deki çeviri bürolarının çoğu, LISA QA modelinin adını anmasa da mantığını sezgisel olarak kullanır: hataları bul, ciddiyetine göre değerlendir, bir eşiğe göre kabul et ya da reddet. Kurumsal müşterilerin ISO 17100 gibi standartlara yönelmesiyle birlikte, bu sezgisel yaklaşımı belgelenmiş bir çerçeveye dönüştürme ihtiyacı artıyor.

Türkçe için ciddiyet ölçeğini kurarken dilin kendine özgü yönleri dikkate alınmalıdır. Sondan eklemeli yapıda tek bir ekin yanlışlığı bazen anlamı tümden değiştirebilir; bu tür bir hata, biçimsel bir kusurdan çok daha ağır ağırlıklandırılmalıdır. Eşik değerlerini içerik türüne göre uyarlamak, küçük bir ekipte bile denetimi tutarlı kılar.

Bu sizin için ne anlama geliyor?

Çeviri satın alıyorsanız, hata tabanlı bir modelin varlığı size somut bir güvence sunar: kalite bir hisle değil, bir puanla değerlendirilir. Bir projede şunları isteyebilirsiniz:

  1. Metninizin hangi hata tipolojisiyle denetleneceğini öğrenin.
  2. İçerik türünüze uygun bir kabul eşiği üzerinde anlaşın.
  3. Kritik hataların nasıl tanımlandığını netleştirin.

Projeniz için uygun kalite çerçevesini birlikte belirleyebiliriz. Yerelleştirme hizmetlerimize göz atabilir, güncel koşullar için fiyatlar sayfamızı inceleyebilirsiniz. Amacımız, kaliteyi ölçülebilir ve konuşulabilir kılmaktır.

Sık sorulan sorular

LISA QA modeli hâlâ kullanılıyor mu?

LISA kuruluşu kapandı, ancak modelin mantığı yaşıyor. Bugünkü MQM-DQF gibi hata tabanlı çerçeveler, LISA QA modelinin kategori ve ağırlıklandırma yaklaşımının doğrudan mirasçısıdır.

Kritik, majör ve minör hata ne demek?

Hataların ciddiyet düzeyleridir. LISA QA modelinde kritik hata 10, majör 5, minör 1 puanla ağırlıklandırılırdı. Toplam puan belirlenen eşiği aşarsa metin yayınlanamaz sayılırdı.

LISA QA modeli hangi hataları kapsardı?

Açık ve özelleştirilebilir bir tipolojiyle dil, biçimlendirme ve işlevsellik hatalarını kapsardı. Her proje türü için değerlendiriciler kendi eşiklerini belirleyebiliyordu.

LISA QA modeli ile MQM arasındaki fark nedir?

Temel mantık aynıdır: hataları bul, sınıflandır, ağırlıklandır. MQM-DQF daha ayrıntılı bir sorun tipolojisi ve farklı puanlar sunar, ayrıca araçlara eklenti olarak entegre edilebilir.

Kaynaklar

Jiménez-Crespo, M. A. (2024). Localization in Translation. Routledge (Böl. 3/4/5/9/12). · Lommel, A. (2018). Metrics for Translation Quality Assessment. Translation Quality Assessment, Springer.

Paylaş

Belgeniz hazır mı? Dakikalar içinde fiyatını görün

Anında Fiyat Al
2 dakikada fiyatınızı görün Anında Fiyat Al
WhatsApp ile yazın