İçeriğe geç
Yaklaşan indirimSıradaki indirim: %10 — bugün 19:00.başlamasına--:--:--kaldıHemen teklif alın →
Müşteri Girişi
Ana Sayfa Haberler İlk Yerelleştirme Dilleri: FIGS-J Pazarları Neden Seçildi?

Yerelleştirme 18 Şubat 2026

İlk Yerelleştirme Dilleri: FIGS-J Pazarları Neden Seçildi?

Yazılım şirketleri neden önce FIGS-J dillerini seçti? İlk yerelleştirme dillerinin ardındaki ekonomik ve pazar mantığını tarihsel olarak inceliyoruz.

Bir yazılım şirketi ürününü ilk kez başka dillere açmaya karar verdiğinde, hangi dilleri seçer? Yerelleştirmenin tarihinde bu sorunun net bir cevabı vardır. İlk yerelleştirme dilleri, sektörde “FIGS-J” olarak anılan Fransızca, İtalyanca, Almanca, İspanyolca ve Japonca oldu.

İçindekiler

Bu seçim rastlantı değildi. Jiménez-Crespo (2024), Microsoft, Adobe veya Oracle gibi şirketlerin uluslararası genişlerken önce bu pazarları hedeflediğini belirtir. Peki neden bu diller? Bu yazıda FIGS-J kısaltmasının ardındaki ekonomik ve pazar mantığını, bu önceliğin nasıl belirlendiğini ve bugün nasıl değiştiğini inceliyoruz.

İlk yerelleştirme dilleri neydi?

FIGS-J kısaltması dört Avrupa dilinin baş harflerini (Fransızca, İtalyanca, Almanca, İspanyolca) ve Japonca’yı bir araya getirir. 1980’lerde kişisel bilgisayar ve yazılım şirketleri, ürünlerini önce bu diller için çevirip uyarladı.

Bu diller, ürünlerin İngilizce kaynağından çevrildiği ilk hedeflerdi. İngilizce listede yer almaz çünkü ürünler zaten çoğunlukla Batı’da İngilizce geliştiriliyordu; İngilizce, yerelleştirmenin başladığı kaynak dildi.

Zamanla bu çekirdek listeye başka diller eklendi. Ancak FIGS-J, uzun süre sektörün “varsayılan” ilk yerelleştirme paketi olarak kaldı ve bir referans noktası hâline geldi.

Bu diller neden önce seçildi?

Seçimin arkasında basit bir ekonomik mantık vardı: Yatırım getirisi. Bu pazarlar büyük, ekonomik olarak güçlü ve bilgisayar erişimi yüksek pazarlardı. Şirketler, en çok gelir getirecek yerlere öncelik verdi.

Yerelleştirmenin kendisi zaten bu mantıktan doğmuştu. Şirketler, dijital ürünleri başka dil ve kültür bölgelerinde kullanılabilir hâle getirirlerse gelirlerinin artacağını fark etmişti. Dil seçimi de aynı gelir hesabına dayanıyordu.

Japonca’nın listede olması dikkat çekicidir. Japonya, 1980’lerde teknolojiye erişimi çok yüksek, büyük ve varlıklı bir pazardı. Ayrıca Japonca, Latin alfabesi dışında bir yazı sistemi gerektirdiği için teknik olarak da öncü bir sınav oluşturuyordu.

Pazar mantığının bileşenleri

Bir dilin öncelikli hedef olması için birkaç etken bir araya gelmeliydi. Aşağıdaki tablo, FIGS-J seçimini yönlendiren temel ölçütleri özetliyor.

ÖlçütAnlamıFIGS-J’deki karşılığı
Pazar büyüklüğüPotansiyel kullanıcı sayısıBüyük Avrupa ve Japonya pazarları
Satın alma gücüEkonomik güçYüksek gelirli ekonomiler
Teknoloji erişimiBilgisayar yaygınlığıErken benimseyen pazarlar
Yatırım getirisiMaliyet-gelir dengesiYerelleştirme maliyetini karşılayan hacim

Bu ölçütler bir arada değerlendirildiğinde, FIGS-J mantıklı bir başlangıç paketiydi. Küçük ya da düşük gelirli pazarlar, ancak maliyet düştükçe ve teknoloji yayıldıkça sıraya girdi.

Bu öncelik bugün nasıl değişti?

FIGS-J mantığı hâlâ geçerli, ama liste genişledi. İnternet erişiminin küresel yayılımı yeni pazarları öne çıkardı. Örneğin İnternet erişimi Avrupa’da nüfusun yüzde 85’ine, Kuzey Amerika’da yüzde 95’ine, Asya’da yüzde 48’ine ulaşır (InternetWorldStats 2024 verisi).

İnternette en çok kullanıcıya sahip diller de değişti: İngilizce, Çince, İspanyolca ve Arapça başı çeker; diğer tüm diller toplamda yüzde 41,8’lik bir pay oluşturur (InternetWorldStats 2023 verisi). Bu tablo, Çince ve Arapça gibi dilleri artık öncelikli hedefler arasına taşımıştır.

Dil seçimini nasıl planlayacağınızı düşünüyorsanız çeviri hizmetleri sayfamızı inceleyebilir, kavramsal arka plan için bilgi merkezimize göz atabilirsiniz.

Dil seçimini yönlendiren ilkeler

Bugün bir ürünün hangi dillere açılacağına karar verirken, FIGS-J dönemindeki mantığın güncellenmiş hâli kullanılır. Karar süreci şu adımları içerir:

  1. Hedef pazarların büyüklüğünü ve büyüme potansiyelini ölçün.
  2. Her pazarın satın alma gücünü ve rekabet düzeyini değerlendirin.
  3. Yerelleştirme maliyetini beklenen gelirle karşılaştırın.
  4. Teknik hazırlığı (yazı sistemi, karakter desteği) kontrol edin.
  5. Önceliği en yüksek getiriye göre sıralayın.

Bu ilkeler, dört on yıl önceki mantığın bugüne taşınmış hâlidir. Değişen, dillerin listesidir; değişmeyen, kararın ekonomik temelidir.

Japonca’nın özel konumu

FIGS-J listesindeki tek Avrupa dışı dil olan Japonca, özel bir konuma sahiptir. Japonya, 1980’lerde teknolojiye erişimi en yüksek pazarlardan biriydi ve büyük bir satın alma gücüne sahipti. Bu, onu ekonomik açıdan vazgeçilmez kılıyordu.

Japonca aynı zamanda teknik bir sınavdı. Latin alfabesi dışında bir yazı sistemi gerektirdiği için, ürünlerin farklı karakter setlerini desteklemesini zorunlu kıldı. Bu, uluslararasılaştırma pratiklerinin gelişmesini hızlandırdı.

Bu yüzden Japonca’nın listede olması, hem ekonomik hem teknik bir tercihti. Japonya pazarını çözebilen bir şirket, başka karmaşık pazarlar için de değerli deneyim kazanıyordu.

Avrupa pazarının ağırlığı

FIGS dilleri, Batı Avrupa’nın en büyük ekonomilerini temsil ediyordu. Fransa, İtalya, Almanya ve İspanya; hem nüfus hem gelir açısından güçlü pazarlardı. Bu ülkelerdeki kullanıcılar, kendi dillerinde yazılım bekliyordu.

Avrupa’nın bir başka avantajı, coğrafi ve ekonomik yakınlıktı. Bir kez bu dillere açılan bir ürün, komşu pazarlara da daha kolay ulaşabiliyordu. FIGS, adeta Avrupa’ya açılan bir kapıydı.

Bu diller bugün de yerelleştirmenin çekirdeğinde yer alır. Ancak artık tek başına yeterli görülmezler; küresel pazar genişledikçe listeye yeni diller eklenmiştir.

Kaynak dil olarak İngilizce

FIGS-J listesinde İngilizcenin olmaması dikkat çekicidir. Bunun nedeni basittir: Ürünler zaten İngilizce geliştiriliyordu. İngilizce, yerelleştirmenin başladığı kaynak dildi; hedef değil.

İngilizcenin bu konumu, günümüzde de büyük ölçüde korunur. Dünyanın dört bir yanındaki ürünler, uluslararası bir kitleye ulaşmak için önce İngilizce sürümle çıkabilir. İngilizce, fiili bir ortak dil işlevi görür.

Bu durum, yerelleştirmenin yönünü de belirler. Çoğu proje İngilizceden diğer dillere doğru ilerler. Ancak Japonca ya da Çince gibi dillerde geliştirilen ürünler de vardır; bu, kaynak dilin her zaman İngilizce olmadığını gösterir.

Dil seçimini yönlendiren mantık, internetin yaygınlaşmasıyla köklü biçimde değişti. 1980’lerde teknoloji erişimi sınırlı sayıda zengin pazara aitken, bugün internet erişimi Avrupa’da nüfusun yüzde 85’ine, Kuzey Amerika’da yüzde 95’ine, Asya’da yüzde 48’ine ulaşır (InternetWorldStats 2024 verisi). Bu yayılım, öncelikli dil listesini genişletti. Artık pazar büyüklüğü, yalnızca gelir düzeyiyle değil, çevrimiçi kullanıcı sayısıyla da ölçülür.

İnternette en çok kullanıcıya sahip diller de bu değişimi yansıtır. İngilizce, Çince, İspanyolca ve Arapça başı çekerken, diğer tüm diller toplamda yüzde 41,8’lik bir pay oluşturur (InternetWorldStats 2023 verisi). Bu tablo, FIGS-J döneminin Avrupa merkezli mantığını aşar. Çince ve Arapça gibi diller, artık büyük teknoloji şirketlerinin öncelikli hedefleri arasındadır. Dil seçimi, giderek daha küresel bir hesaba dayanır.

Bu tarihsel değişim, önemli bir dersi de içerir: Öncelikli diller listesi sabit değildir. Bir pazar bugün küçük görünse de, teknoloji erişimi ve satın alma gücü arttıkça stratejik hâle gelebilir. Bu yüzden dil seçimini bir kerelik bir karar olarak değil, düzenli olarak gözden geçirilmesi gereken bir strateji olarak görmek gerekir. Dünün kenar pazarı, yarının çekirdek pazarı olabilir.

Ayrıca dil seçimi, yalnızca ekonomik değil, teknik bir hazırlık da gerektirir. Bir dile açılmadan önce, ürünün o dilin yazı sistemini, karakter setini ve biçimlendirme kurallarını desteklediğinden emin olunmalıdır. FIGS-J döneminde Japonca’nın doğurduğu teknik sorunlar, bugün Arapça’nın sağdan sola yazımı ya da Çince’nin karakter yoğunluğu için de geçerlidir. Teknik hazırlık, dil kararının ayrılmaz bir parçasıdır.

FIGS-J listesinin bugün hâlâ anılması, bir referans noktası olarak değerini korur. Yeni bir ürünü uluslararasılaştıran ekipler, çoğu zaman bu çekirdek dillerle bir sağlama yapar; çünkü bu diller hem büyük pazarları hem de farklı teknik zorlukları temsil eder. Bir ürün bu dillerde sorunsuz çalışıyorsa, başka birçok dile açılması da kolaylaşır. Bu yüzden liste, tarihsel olduğu kadar pratik bir işlev de görür.

Dil seçiminin ardındaki mantığı anlamak, alıcıya da yol gösterir. Her dile aynı anda açılmak nadiren gerçekçidir; önemli olan, en yüksek getiriyi verecek sıralamayı kurmaktır. Pazar büyüklüğü, satın alma gücü ve teknik hazırlık bir arada değerlendirilmelidir. Bu üç ölçütü tartan bir karar, bütçeyi en verimli biçimde kullanmayı sağlar.

Türkiye bağlamı

Türkçe, FIGS-J döneminde öncelikli diller arasında değildi. Türkiye pazarı, 1980’lerde yazılım şirketlerinin ilk hedeflerine göre daha küçük ve teknoloji erişimi daha sınırlıydı. Bu nedenle Türkçe sürümler, Avrupa dillerine göre geç geldi.

Bugün tablo değişmiştir. Türkiye, genç ve kalabalık nüfusu, yüksek internet ve mobil kullanımıyla birçok yazılım ve oyun şirketi için önemli bir pazar hâline geldi. Türkçe, artık büyük ürünlerin çoğunda desteklenen bir dildir. Yine de Türkçenin az kaynaklı bir dil olması, makine çevirisi kalitesinde ek dikkat gerektirir.

Kurumsal alıcı için bu tarihin dersi nettir: Bir pazarın “öncelikli” sayılması zamanla değişir. Türkiye örneği, küçük görülen bir pazarın nasıl stratejik hâle gelebileceğini gösterir. Dil seçimini statik değil, güncellenen bir karar olarak görmek gerekir.

Bu sizin için ne anlama geliyor?

Ürününüzü hangi dillere açacağınıza karar verirken, tarihsel mantık size bir çerçeve sunar. Amaç her dile aynı anda açılmak değil, en yüksek getiriyi verecek sıralamayı kurmaktır.

  1. Hedef pazarlarınızı büyüklük ve satın alma gücüne göre sıralayın.
  2. Her dil için yerelleştirme maliyetini beklenen gelirle karşılaştırın.
  3. Türkçe gibi büyüyen pazarları göz ardı etmeyin.
  4. Teknik hazırlığı dil kararından önce tamamlayın.

Hangi dillerle başlayacağınızı planlarken teklif formumuz üzerinden ihtiyacınızı paylaşabilirsiniz. Doğru sıralama, bütçenizi en verimli kullanmanızı sağlar.

Sık sorulan sorular

FIGS-J ne demek?

Fransızca, İtalyanca, Almanca ve İspanyolca dillerinin baş harfleri (FIGS) ile Japonca’nın (J) birleşimidir. Yazılım şirketlerinin öncelikli hedef pazarlarını anlatır.

Bu diller neden önce seçildi?

Çünkü bu pazarlar büyük, ekonomik olarak güçlü ve yazılıma erişimi yüksekti. Şirketler yatırım getirisi en yüksek pazarlara öncelik verdi.

İngilizce neden listede yok?

Çünkü ürünler çoğunlukla İngilizce geliştiriliyordu; İngilizce kaynak dildi. Yerelleştirme, kaynaktan diğer pazarlara doğru yapılıyordu.

Bu öncelik bugün de geçerli mi?

Kısmen. Pazar büyüklüğü hâlâ dil seçimini yönlendirir, ancak Çince, Arapça ve başka diller de artık öncelikli hedefler arasındadır.

Kaynaklar

  • Jiménez-Crespo, M. A. (2024). Localization in Translation. Routledge (Böl. 1-2).
  • Esselink, B. (2006). “The evolution of localization.” In Pym vd. (haz.), Translation Technology and Its Teaching.
  • InternetWorldStats (2024). Internet Usage Statistics. www.internetworldstats.com
Paylaş

Belgeniz hazır mı? Dakikalar içinde fiyatını görün

Anında Fiyat Al
2 dakikada fiyatınızı görün Anında Fiyat Al
WhatsApp ile yazın